0850 460 95 75

Göğüs Hastalıkları



Akciğer Kanseri


Akciğerde başlayan kanserler, küçük hücreli olan ve küçük hücreli olmayan olarak ikiye ayrılır. Bu kanser tiplerinin birbirinden ayırımı, hücrelerin mikroskop altındaki görüntülerine göre yapılır. Her iki tip kanserde değişik şekillerde gelişip yayılır ve tedavi edilir.

Bu tipteki kansere bazen yulaf hücresi kanseri adı verilir. Küçük hücreli olmayan akciğer kanserine göre daha az yaygındır ancak daha hızlı gelişir ve vücudun diğer organlarına yayılması daha fazladır. Küçük hücreli akciğer kanserlerinden daha yaygındır. Genellikle daha yavaş gelişir ve yayılır. 3 ana tipi vardır. Bu tipler arasında tedavi ve yaşam süresi açısından fark yoktur. Akciğerde kanserin oluşumu tek bir sebebe bağlanmaz çeşitli faktörler akciğer kanser oluşumunda rol oynayabilir.

Yapılan araştırmalarda akciğer kanserinin bir çok nedeni ortaya çıkarılmıştır. Bunların çoğu tütün kullanımıyla ilişkilidir. Kanser bulaşıcı değildir ama bazı insanların akciğer kanserine yakalanma riski diğerlerinden daha fazladır.

NELER KANSER RİSKİNİ ARTTIRIR?
Sigara içmek akciğer kanserine neden olur. Tütündeki zararlı maddeler (karsinojen) akciğerdeki hücrelere zarar verdiği için zamanla bu zararlı etkiler hücrelerde kansere neden olabilir. Bir sigara içicisinin akciğer kanseri olması; hangi yaşta sigara içmeye başladığı, ne kadar süredir sigara içtiği, bir günde içtiği sigara sayısı, sigarayı ne kadar derin nefesle içine çektiğiyle alakalıdır. Sigara içmeyi bırakmak bir kişinin akciğer kanseri olma riskini büyük ölçüde düşürür. Puro, pipo; kullananlar da bunları kullanmayanlara göre daha çok akciğer kanseri olma riskine sahiptirler.

Kişinin kaç yıldır puro veya pipoyu günde kaç adet içtiği ve ne kadar derin içine çektiği, kanser olma riskini etkileyen faktörler arasında yer alır. İçlerine çekmeseler de puro ve pipo içicileri de akciğer ve ağız kanserinin diğer tipleri için de risk altındadır. Pasif içiciler (tütün dumanına maruz kalanlar) da akciğer kanseri olma riskini taşır. Pasif içicilik durumda da akciğer kanseri riski artmaktadır. Belli bazı endüstrilerde kullanılan ve doğal olarak fiberlerde bulunan bir mineral grubu olan asbest de kanser oluşturan faktörler arasında yer alır.

Asbest fiberleri partiküllere ayrılmaya meyillidir ve havada dolaşıp kıyafetlere yapışır. Bu partiküller solunduğu zaman akciğerlere yerleşirler ve orada akciğer hücrelerini zarara uğratarak kanser gelişme riskini artırır. Yapılan araştırmalar asbeste maruz kalan işçilerde akciğer kanseri gelişme riskinin maruz kalmayanlara göre 3-4 kat daha fazla olduğunu göstermiştir. Akciğer kanseri olma riski asbest işçileri sigara içiyorsa daha fazladır. Asbest işçileri iş verenleri tarafından temin edilen koruyucu malzemeleri kullanmak ve tavsiye edilen iş ve güvenlik prosedürlerini takip etmek zorundadır. Uzmanların yaptığı araştırmalar sonucunda hava kirliliğinin de akciğer kanseri ile bağlantısı bulunduğu ihtimali ortaya çıkmıştır. Ama bu ilişki açıkça tarif edilememiştir ve daha fazla araştırma yapılması gerekmektedir. Verem gibi bazı akciğer hastalıkları kişinin kanser olma riskini arttırır.

Akciğer kanserinin veremle etkilenen bölgelerde daha fazla gelişme eğilimi vardır. Bir kez akciğer kanseri olan kişinin ikinci defa akciğer kanseri olma riski, hiç kanser olmamış kişiye oranla daha fazladır. Akciğer kanseri teşhisi konulduktan sonra sigara içmeyi bırakmak, ikinci bir akciğer kanseri gelişmesini önleyebilir. Riskli meslekler; madenciler, tekstil, izolasyon ve tersane işçileri, petro-kimya, baca temizleyiciler, plastik sanayi işçileri, maden ve kaynak işçileri, çamaşır suyu üreticileri, cam seramik, muşamba ve batarya işçileri risk altındadır.Akciğer kanserinden korunmanın en iyi yolu sigara içmeyi bırakmak veya hiç başlamamaktır.

AKCİĞER KANSERİNİN BELİRTİ VE BULGULARI
* Bitmek bilmeyen ve zamanla daha kötüye giden öksürük
* Kalıcı göğüs ağrısı
* Kan tükürmek
* Nefes darlığı
, * Hırıltı nefes alıp-vermek.
* Sık sık zatürre veya bronşit olması ve geçmemesi
* Boyun ve yüzde şişkinlik
* İştahsızlık ve kilo kaybı
* Yorgunluk

Bu bulgular akciğer kanserinden veya başka nedenlerden kaynaklanabilir. Bulguların bir doktor tarafından değerlendirilmesi gerekir.

AKCİĞER KANSERİNİN TEŞHİSİ
Hekim, belirtilerinin nedenlerini bulmaya yardımcı olması için kişinin geçirdiği hastalıkları, tütün kullanma alışkanlığını (sigara, pipo, puro, vs), çevresel veya mesleki olarak maruz kaldığı maddeleri, diğer aile fertlerinde kanser olup olmadığını araştırır. Göğüs röntgeni ve bazı testler isteyebilir. Eğer akciğer kanserinden şüpheleniyorsa balgam tetkiki (sputum sitoloji: akciğerlerdeki mukozadan derin öksürükle çıkan metaryelin mikroskopta incelenmesi) ister. Bu tetkik akciğer kanserini tespit etmek için basit ve yaralı bir testtir. Hekimin kanserden emin olmak için akciğer dokusunu incelemesi gerekebilir. Biyopsi ile alınan küçük bir doku parçasının patolog tarafından mikroskop altında incelenmesi kişinin kanser olup olmadığını gösterir.

Doku parçasının alınması 4 şekilde olur. Bunlar;
Bronkoskopi: İnce ve ışıklı bir tüp (bronkoskop) hava yollarını görmek için ağızdan sokulur, hava yolları incelenir ve buradan küçük bir doku parçası alınması yöntemidir.
İğne aspirasyonu: Göğüsten bir iğne sokularak tümörden küçük bir doku parçası alınması işlemine denir.
Torasentez: Bir iğne kullanılarak akciğerleri çevreleyen sıvıdan biraz alınıp bu örneğin incelenmesine verilen addır.
Toraktomi: Kanseri tanımak için tümörden bir parça almak amacıyla göğüs kafesinin cerrahi müdahale ile açılmasına denir.

HASTALIĞIN EVRELENDİRİLMESİ
Yapılan tetkikler sonucu kişide kanser saptanırsa hekim, hastalığın hangi evrede olduğunu öğrenmek ister. Bu evlendirmenin amacı; kanserin yayılıp yayılmadığını eğer yayılmış ise vücudun hangi bölgesine yayıldığını bulmak için yapılır. Akciğer kanseri genellikle beyin ve kemiklere yayılır. Hastalığın evresini bilmek hekimin tedaviyi planlamasına yardımcı olur.

KANSERİN YAYILMA TESPİT ETMEK İÇİN YAPILAN TETKİKLER NELERDİR?
Kanserin yayılıp yayılmadığını bulmak için kullanılan çeşitli yöntemler vardır. Bu yöntemlerden bazı tetkikler şunlardır;* Bilgisayarlı tomografi * Magnetik rezonans incelemesi* Kemik sintigrafisi; kanserin kemiklere yayılıp yayılmadığını gösterir. Az radyoaktif madde kan dolaşımına verilir ve bir madde anormal kemik gelişimi olan yerde toplanır. Tarayıcı alet ile bu alanlardaki radyoaktif seviyesi ölçülür ve bu röntgen filmine kaydedilir.* Mediastinoskopi / Mediastinotomi: Bu tetkik kanserin göğüsteki lenf düğümlerine yayılıp yayılmadığını gösterir.

AKCİĞER KANSERİ TEDAVİSİ NASILDIR?
Tedavi akciğer kanserinin tipi, hastalığın evresi ve kişinin genel sağlık durumu gibi bir çok faktöre bağlıdır. Değişik tedaviler ve tedavi kombinasyonları kullanılır. Ameliyat sonrası gözle görülür, tespit edilecek düzeyde kanseri kalmayan hastalara verilen ek tedaviye adjuvan tedavi denir. Adjuvan tedavi ameliyat sonrası gözle görülmeyen ancak geride kalmış olması muhtemel az sayıdaki kanser hücrelerini öldürmek amacı ile uygulanır.

Adjuvan tedavi; patoloji raporundaki özellikle, hastanın yaşına, ve genel durumuna göre belirlenir. Hastalar ameliyat sonrası adjuvan tedavi olarak sadece kemoterapi veya sadece radyoterapi veya hem kemoterapi hem de radyoterapi tedavisi alabilirler. Bazan çok erken evrede olan kanserlerde ameliyat sonrası adjuvan tedavi gerekmeyebilir.

Cerrahi yöntem ise; kanseri yok etmek için yapılan operasyondur. Cerrahi müdahalenin tipi kanserin akciğerdeki yerleşimine bağlıdır. Akciğerdeki küçük bir parçayı almak için yapılan operasyon ‘wedge’veya ‘segmental’rezeksiyon olarak adlandırılır. Eğer cerrahi olarak tüm lob alınırsa (lobektomi), sağ veya sol akciğerin biri alınırsa (pnomobnektomi) olarak adlandırılır. Bazı tümörler yerleşimi, büyüklüğü ve hastanın genel sağlık durumu nedeniyle ameliyat edilemez.